21 Mayıs 2016 Cumartesi

2016 Mezunlar Günü böyle geçti


Bu yıl lise bölümünün açılışının 100. yılını idrak eden sevgili lisemizde yine 'bütün kızlar toplandık'. Şarkılarımızı söyleyip oyunlarımızı oynadık. Bu arada plaketimizi de aldık :)smile ifade simgesi

 

Sn. Ülkü Anıl

Sn. Şeref Yıldırım, Sn. Gönül Burkut, Sn. İsmail Bayar











15 Nisan 2016 Cuma

EKL 100 yaşında

Erenköy Kız Lisesi 100 yaşında!

Kadıköy’ün en köklü eğitim kurumlarından Erenköy Kız Lisesi’nin bu yıl 100.yılı kutlanacak. Bir asırlık tarihi gelecek kuşaklara aktarmak isteyen Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği, okulun tarihinin anlatıldığı belgesel kitap çalışması yürütüyor

Erhan DEMİRTAŞ
Cumhuriyet kurulmadan önce kız çocuklarına eğitim vermek için 1916’da açılan ve Türkiye’deki birkaç okuldan biri olan Erenköy Kız Lisesi bu yıl 100. yaşını kutluyor. Hem İstanbul’un hem de Kadıköy’ün en eski eğitim kurumlarından olan Erenköy Kız Lisesi’nin ilk mezunları da ilkleri başaran kadınların adlarıyla biliniyor. Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği üyeleri de bu yıl gerçekleştirecekleri etkinliklerle okulun 100. yılını kutlayacak.

TARİHİ BİR YAPI
Göztepe Ömerpaşa Sokağı’ndaki Şehremini Rıdvan Paşa’nın köşkü, paşanın bir cinayet sonucu öldürülmesiyle Mebeyinci Faik Bey’e satılır. Köşkü 7500 altına Faik Bey’den alan Maarif Nezareti 1911’de Kız Numune Mektebi’ni açar. Okul 1916’dan itibaren Erenköy İnas Sultanisi adıyla yani kız lisesi adıyla hizmet verir. Okulun yatakhane binası olan Topçu Reisi Hacı Hüseyin Paşa Köşkü de Maarif Vekilliği tarafından son sahibi 5. Murad’ın kızlarından Hatice Sultan’dan satın alınarak okulun yatılı kısmına eklenir. Okul 1945 yılında çıkan yangın sonrasında eğitime bir süre ara verir. 1955’te şimdiki binasında eğitime başlar. 1990’dan sonra okula yatılı öğrenci alınmaz. Tarihi Rıdvan Paşa Köşkü de İtalyan mimarisi örneklerindendi. Duvarları, boy aynaları, salonları, heykelleri ile ünlü olan bu köşkün tavanları nakışlı avizelerle süslüydü.

100. YIL İÇİN BELGESEL
Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği üyeleri, okullarının 100. yılı için önemli bir projeyi hayata geçirmeye hazırlanıyor.  Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi ile birlikte yürütülen çalışma ile Erenköy Kız Lisesi’nin bir asırlık tarihini kitaplaştıracak. Tarihi fotoğraflar, eski mezunların anıları ve röportajların da yer alacağı bu çalışmanın adı ise “100 Yüze” olarak belirlendi.  Belgeleme amaçlı çalışmalar, mezunlarla sözlü tarih yöntemi kullanılarak yapılan niteliksel araştırma çalışması yanında Erenköy Kız Anadolu Lisesi’nin eğitim-öğretimle ilgili arşivinde geçmiş 100 yıldan izlenimler verecek doküman ve fotoğrafların tespit edilmesini kapsıyor. Çalışma hakkında bilgi veren Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği Başkan Yardımcısı Nesibe Kal,  bu çalışmayla gelecek kuşaklar için bir belge bırakmak istediklerini söyledi. Belgesel çalışmaları için 24 Nisan’da okul bahçesinde etkinlik düzenleyecekleri bilgisini Paylaşan Kal, “24 Nisan Pazar günü okulumuzun bahçesinde bir sergi düzenleyeceğiz. Hem eski hem de yeni mezunlar ellerindeki fotoğrafları getirip bizimle paylaşacak. Kitap çalışmasına katkı sunmak isteyen mezunlarımız için de bir köşe ayıracağız ve isteyen herkes anılarını yazabilecek, fotoğraf paylaşabilecek” dedi. Kal, belgesel projesine destek sunmak isteyen herkesin yardımlarını beklediklerini ifade etti.

HER YIL 44 ÖĞRENCİYE BURS
Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği her yıl lise ve üniversitede eğitim gören 44 kız öğrenciye burs veriyor. Derneğin çalışmalarını ve hedeflerini anlatan Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği Başkanı Gülay Şarlak, kız çocuklarının eğitim görmesinin önemli olduğunu vurguluyor. Dernek üyelerinin kermes ve gezi gibi çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Şarlak, “ Kendi emeğimizle çocuklarımızın eğitim görmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Gezi ve kermes gibi etkinlikler düzenliyoruz. Bu etkinliklerden elde edilen gelirlerle de çocuklarımıza burs imkânı sağlıyoruz” dedi. Dernek, ortaöğretimde okuyan kız öğrencilere 150 TL, üniversitede eğitim gören kız öğrencilere de 200 TL burs veriyor. Başarılı ama ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitimlerinde daha da başarılı olması için emek harcadıklarını belirten Şarlak, şu an derneğe üye 400 mezunun olduğunu ama genç mezunların da dernek çalışmalarına katılmasını istiyor.

YANGINDAN SONRA…
Erenköy Kız Lisesi’nin 1944 yılı mezunlarından ve Türkiye’nin ilk kadın doktorlarından Mutlu Urcun, anılarında o geceyi şöyle anlatıyor: “22 Şubat gecesi çıkan yangından haber alır almaz hemen okula koştum. Yangın kalıntılarının arasında büyük üzüntüyle gezindim. Köşkün gösterişli avizelerinden bir parça buldum.”
Yangının çıktığı gün Erenköy Kız Lisesi Mezunları Derneği’ni kurma kararını aldıklarını anlatan Urcun, 22 arkadaşıyla beraber 71 yıllık derneğin temellerini atar. Amerika’da emekli doktor olarak yaşamını sürdüren Mutlu Urcun, yangında bulduğu avize parçasını bugüne kadar hep başucunda sakladı. Yangından kurtarılan avize parçası şu günlerde Erenköy Kız Lisesi Derneği’nde saklanıyor.
Dr. Mutlu Urcun, 2011 yılında düzenlenen mezunlar gecesinde yaptığı konuşmada Erenköy Kız Lisesi’ni şöyle anlatıyor: “ Yüz yıl dile kolay… Bu okul Meral, Melda, Mutlu biz üç kardeşe eğitim verdi. 1934-1944 yılları arasındaki bu eğitimle bizi hayata hazırladı. Ben doktor, diğerleri de avukat oldu. Erenköy Kız Lisesi bize anneliği, hayat mücadelesini öğretti. Aldığımız diploma, zorlukların kapılarını açan anahtar oldu. Ben 13 yaşında beş gün beş gece sadece Melda ablamla, trenle Sarıkamış’tan İstanbul’a gelmiştim. Sırf Erenköy Kız Lisesi’nde okumayabilmek için.”

İLKLERE İMZA ATTILAR
Erenköy Kız Lisesi’nden mezun olan öğrenciler bazı alanlarda Türkiye’de ilk kadın olma özelliğini taşıyor. 1928 yılında mezun olan Belkıs Derman Türkiye’de ilk kadın eczacı. Türkiye’nin ve dünyanın ilk kadın Yargıtay üyesi Melahat Ruacan, ilk kadın radyolog Dr. Saadet Gören, ilk kadın müfettiş Nebahat Kunt, İlk kadın astronom ve dekanı Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan ve Türkiye’nin ilk kadın antropoloji profesörü Prof. Dr. Semiha Tunakan, bu isimlerden birkaçı.

“KINALI YAPINCAK” İLE EVLENDİ    
“Yaprak Dökümü”, “ Çalıkuşu” gibi romanların yazarı Reşat Nuri Güntekin, 1920’lerde Erenköy Kız Lisesi’nde edebiyat dersleri veriyordu. Güntekin 1927 yılında Erenköy Kız Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlenir. Meral Urcun , “Derste öğrencisi Hadiye Hanım’a ‘kınalı yapıncak’ dermiş” diye anlatıyor.

Görüntülenme Sayısı : 42 Kez Görüntülendi.





(Gazete Kadıköy, 14.4.2016)

Haydi kızlar okula :)


Sevgili Erenköy Kız Liseliler,
24 Nisan 2016 Pazar günü yapacağımız geleneksel mezunlar buluşmasında 
25, 30, 40 ve 50 yıl önce mezun olan okuldaşlarımız için anı plaketleri hazırlıyoruz. 
Böylece, liseden mezun olduğunuz o güzel günleri, hem de arkadaşlarınızla beraber 
neşe içinde, okulumuzun güzel bahçesinde adınız anons edilerek 
tekrar yaşamak için keyifli bir fırsat yaratıyoruz.
Bursiyerlerimiz yararına yapacağınız bağış karşılığında anı plaketinizi 
sipariş edebilirsiniz. Sevgi ve saygılarımızla
50. yıl kolyesi
Erenköy Kız Liseliler Derneği
Bilgi ve iletişim:
Telefon: 0216 361 00 63 - eposta: ekl@erenkoykizliselilerder.org.tr

29 Nisan 2013 Pazartesi

Mezunlar Günümüz Kadıköy Life'ta




Mezunlar Günümüzde derneğimiz onursal başkanı Sn. Av. Meral Urcun, başkanımız Nesibe Kal ve diğer yöneticiler birlikte.




Mezunlar Günümüzle ilgili haber aşağıdaki linkden okunabilir.


http://www.kadikoylife.com/ERENKOY_KZ_LISELILERDEN_GELENEKSEL_MEZUNLAR_GUNU/3706

27 Nisan 2013 Cumartesi

EKL Mezunları 1: Türkiye'nin ilk kadın arkeologu Jale İnan


Prof. Dr. Jale İnan ve eşi Prof. Dr. Mustafa İnan




Onunla 'dostluğumuz' hasbelkader komşuluğumuzla başladı. O dünyaca ünlü bir arkeoloji profesörüydü. Hastalığından (Parkinson) dolayı, elektrikli olmasına rağmen daktilosunu kullanamıyordu. Bu yüzden ben onun kazı raporlarını hazırlamasına yardım ederdim, bir tür sekreter olarak.
Henüz bir üniversite öğrencisiydim.

Bu topraklardaki her değer bizim değil mi?

Edebiyat Fakültesinde arkeoloji bölümü başkanı olduğu sıralardaydı. Fakültenin ünlü sağcı profesörlerinden biri ona “Bırakın bu Romalıları Jale hanım,” demiş bir gün. “İslam tarihiyle uğraşın.” Bu toprakların zenginliklerini gün ışığına çıkarmaya ömrünü adamış bu kadın bu bağnazca sözlerden çok etkilenmiş, bunları hem de bir profesörden duymak onu çok üzmüştü.

Çalışkan ve becerikli
Çalışma ve meslek aşkının ne demek olduğunu ondan öğrendim. Bilenler bilir, savaş içindeki Hitler Almanyası’nda yabancı öğrenci olarak uzun yıllar geçirmişti. Çoğu öğrenci geri dönmesine rağmen o savaşın yokluklarına dayanmayı bilmişti. O günlerle ilgili anılarından biri onun binicilikte ne kadar usta olduğunu gösteren güzel bir örnektir. Spor dersi zorunluymuş. O da minyon olması dolayısıyla binicilik dersleri alıyormuş. Birgün at binerken atı çok alçak bir geçide doğru ilerlemiş. Geçmeye kalksa düşüp sakatlanması işten değilmiş fakat atı geri çevirmesi de mümkün olmamış. O da aklına gelen tek çareyi uygulamış ve atın karnına doğru kayarak oradan sağ salim kurtulmayı başarmış.

Cesur
Hastalığına ve ilerlemiş yaşına rağmen hayat verdiği eski Side köyünden, Perge antik kentinden ve neredeyse sadece onun bulduğu yapıtlarla dolu olan Side ve Antalya Müzeleri üzerinden esirgeyiciliğini, koruyuculuğunu, sonsuz sevgisini hiç eksiltmedi. Bana anlattığı bir başka anısı da Side’de korkunç bir kazada yüzünün yarılmasıyla ilgilidir. Sanırım 50’li yıllarda, yüzünden yaralanıyor. Antalya’ya gidiyorlar ama doktorlar yokluk yılları olduğundan morfin bulamıyorlar ve yüzü morfinsiz dikiliyor! Gıkını çıkarmayan bu ufak tefek genç kadının cesaretine doktorlar hayran kalıyor.

Ödenek bulma becerisi
Kazı için ödenek bulamamak en büyük derdiydi her zaman. Side kazıları için kişisel dostluklarını kullanarak Amerikalılar kanalıyla bazı yardımlar alabiliyordu. Side’de Apollon anıtının mermer sütunlarının binlerce yıl önceki gibi tekrar ayağa kaldırılabilmesi bu sayede oldu. Bu sütunlar şimdi bütün görkemiyle güneşin doğuşunu selamlıyorlar. Amerikalı Side dostlarından Washinton Post gazetesi editörü Alfred Frindly ve eşinin Side’de bir yazlıkları vardı. (Bu Türk dostu talihsiz çiftten Alfred kanser olduğunu öğrenince intihar etmiş, Türk dostu eşi ise o kadar yardım ettiği, halkını dost bildiği Side’de ve ne acıdır ki muhtemelen para için öldürülmüştü. Friendly’lerin salonu denizle iç içe, kapısı bacası yokmuş gibi duran bir yazevi vardı. Burada Avrupalı gazeteci, edebiyatçı dostlarını ağırlıyorlardı. Bn. Friendly o uzun, uçuşan elbiseleri içinde hep biraz Zelda’yı, Hemingway grubunu, Amerika’dan kaçmış Amerikalıları hatırlatırdı insana.)

İnsan yanı
Günlerce gecelerce birlikte çalışır, yemek yer, sohbet eder, gene çalışırdık. Gece evime çıkarken mutlaka şekerlikte duran çikolatalardan birkaç tane avucuma sıkıştırır, gülümseyerek “zıbar-yat’lık bunlar” derdi. Çikolata yiyerek daha güzel uyuyabileceğime inanırdı. Parasız bir öğrenci için ne nimet!
2001 yılında onu kaybettiğimizi bir gazete haberinden öğrendiğimde o kadar uzaktaydım ki cenazesine bile yetişemedim. O gün herkes gittikten sonra Zincirlikuyu’ya varabildim. Eşinin yanında toprağa verilmişti. Mezarında öğrencilerinin taze çiçekleriyle.

24 Kasım 2012 Cumartesi

Hasbi Bey ve diğer öğretmenlerimiz


Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Bir ülkenin güçlü ve kalkınmış bir geleceği olması için öğretmenlerinin ve eğitim sisteminin çok başarılı olması gerekir. Bu bakımdan öğretmenlerin sorumluluğu büyüktür. Çocuğun ailede başlayan eğitimi okulda devam eder ve genç kuşaklara iyiyi, güzeli öğretmenler öğretir. Böylesine sorumluluk isteyen bu mesleğin onuru da büyüktür elbet. Ne mutlu mesleğini büyük bir sorumlulukla ve onurla sürdüren öğretmenlere.

***

Hiç düşündünüz mü 24 Kasım neden öğretmenler günüdür? 1928 Arap alfabesinden Latin alfabesine yani zordan kolaya geçişin tarihidir. O yıl yeni alfabeyi halka öğretmek üzere köylere kadar her yerde 'millet mektebi' adı verilen okullar açılmıştı.
24 Kasım 1928, Mustafa Kemal Atatürk’ün "Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği"ni kabul ettiği gündür. Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, onun "başöğretmen" oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşiyor.














24 Kasım'da elbet öğretmenlerle ilgili anılar canlanıyor insanın gözünde.İşte 1970'li yıllardan iki fotoğraf...
Birinde lisenin emekdarları var. O yıllarda EKL yatılı bir okuldu. Haftada yedi gün, ve günde üç öğün yemek çıkardı. Bahçevanlar, temizlik ve kapı görevlileri vardı. Bakalım hangilerini hatırlayacaksınız.
İkinci fotoğraf da ise öğretmenlerimiz var. O zamanlar öğretmenler idealist kişilerdi. imiz . Ortada elbette Türkan Aymakoğlu oturuyor.1962-1977 yılları arasında okul müdürüydü. Aynı zamanda zaman zaman son sınıfların edebiyat derslerine girerdi. Otoriter ve bilgili bir eğitimciydi. İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümü mezunudur. Duyduğum kadarıyla babası valiymiş (?) Kardeşinin ise o sıralar Ankara'da savcı olduğunu söylerdi. Yatılı binasının en üst katındaki lojmanında yaşar, yazlarını çeşitli ülkelere seyahat ederek geçirirdi. Derslerde sık sık yaptığı seyahatlerden söz ederdi.Bir gün bize çölde yıldızların nasıl parladığını anlatmış, hepimizin içinde uzak diyarları görme arzusu uyandırmıştı. Yaşıyorsa kendisine uzun ömürler, vefat ettiyse rahmet diliyorum.
Aynı fotoğrafta öğretmenimiz lise bir ve ikinci (?) sınıftaki edebiyat öğretmenimiz Hasbi Yılmaz var.
Mükerrem Süel matematik ögretmenimizdi.Disiplinli ve aynı zamanda şefkatli biriydi. Mebrure hanim,fizik öğretmenimiz (bunca yıl sonra hafızam beni yanıltmıyorsa, aynı zamanda ders kitabımızın yazarı)Münevver Dosdoğru, edebiyat ögretmenlerimiz Türkan Aymakoglu,Mahmure hanim,ingilizce ögretmenlerimiz “ten times” Afife hanim,”teksas” Yüksel Bey, Fransızca öğretmenimiz Necile hanım ve Almanca öğretmenimiz Özden hanımdı. (bir bahar günü teneffüsten derse girmekte gecikmemiz üzerine "Ah ahh, sizi bu havalar mahvetti" deyişini unutamıyorum.)
Necile hanım İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Filolojisi'ndeki öğretmeni Sabri Esat Siyavuşgil'i anardı en çok.Bir süre kaldığını anladığımız Paris'i de köşe bucak bilir, bize PassePartout dergileri aldırıp gerçek fransayla tanışmamızı sağlamaya çalışırdı. denizaltı bilimcisi Kaptan Cousteau ve volkan bilimci Fransızla bu dergi sayesinde tanıştık ilk olarak...
Mantık ve felsefe öğrentmenimiz Nahit Güçlü benim unutamadığım öğretmenlerimden biridir. Hem solcu olup hem de Türk Sanat Müziği dinlemesine ben o zamanlar hiç akıl erdiremezdim. (Artık erdirebiliyorum:)) Evinde çok zengin bir kütüphanesi olduğunu bilirdik. Bana sosyalizm üzerine kitap okumak istediğimi söylediğimde kendi kütüphanesinden Campanella'nın Güneş Ülkesi kitabını getirmişti.Bizim okuldan önce Gaziantep'te öğretmenlik yaptığını ve orada da çok sevildiğini orada öğrencisi olan bir arkadaşım söylemişti.
Fotoğraftaki diğer öğretmenler Adile Güreralp (ki kendisi büyük şair Yahya Kemal Beyatlı'nın varislerindendir), Ergül Arıkan, resim öğretmeni Türkan Sütçü, müzik öğretmeni (Arifiye Köy Enstitüsü mezunu)İsmail Bey...





Hasbi Bey öğrencilerin çok sevdiği bir öğretmen olması yanında tam bir edebiyat uzmanıydı. İdealist bir öğretmendi. O zamanlar yayınevlerinin öbeklendiği Cağaloğlu'na gidip gelir sanırım düzeltmenlik yapardı.
Kendisi İstanbul'un hayhuyundan kaçıp Ege kıyılarında bir kasabada dinlenmeyi seçti. Hasbi Bey'i çok seven öğrencileri onunla bağlarını asla koparmadı. Zaman zaman kendisini ziyaret ettiler, öğretmenler gününde elini öptüler.İşte bu buluşmalardan birinden yukardaki fotoğraf.

***

Hepsini saygıyla anıyorum.

Eski yeni tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.